| Hayır, bir şeyleri kaçırıyoruz. Ben, testi tekrar yapalım derim. | Open Subtitles | كلا, لقد فوتنا شيئاً ما أقترح أن نفحص من جديد |
| Yine kalkıp bir şeyleri temizlemek istersen gidip arabama pasta cila yap bari. | Open Subtitles | إذا شعرت بالرغبة بالنهوض والقيام بتنظيف شيئاً ما مرة آخرى,ربما تستطيع تلميع سيارتي |
| bir şeyleri değişime zorluyordum çünkü kendimi kanıtlama ve başarı ihtiyacı beni tüketmişti. | TED | كنت أجبر الأشياء على التغيير لأنني استهلكت للحاجة إلى النجاح أو لإثبات نفسي. |
| Yeni şeylere açık olmanızı sağlar ve bir şeyleri anlayabilmenizi sağlar. | TED | هذا يجعلكم منفتحين على أشياء جديدة، وهذا يمكِّنكم من فهم الأشياء. |
| Kaybedecek bir şeyleri yokmuş. Bunlar yazıyordu. | Open Subtitles | ليس لديهم شيء يخسرونه ذلك ما كُتب في المقال |
| Çiftler bir şeyleri boşvermiyor ve küçük meseleleri büyük bir sorun haline getirmiyorlar. | TED | الذين لا يدعون الأمور تمر والذين لا يدعون الأمور التافهة تصبح أمورا مهمة. |
| Bir şeyin içinden tavşan çıkar. Ya da bir şeyleri uçur. | Open Subtitles | اسحبي أرنباً من شيئاً ما أو اجعلي شيئاً يطفو |
| Değişmem ama bir sabah uyanıp bir şeyleri unuttuğumuzu fark etmek istiyorum. | Open Subtitles | لكن يا عزيزي, أنا لا أريدُ أن أنهَض يوماً ما وأجِد أننا نسينا شيئاً ما |
| bir şeyleri yitirmişim, yarı yolda kalmışım. | Open Subtitles | يقولون اني فقدت شيئاً ما ، يقولون أني أصبحت في منحني العمر |
| bir şeyleri geri vermenin güzel bir yolu bu. | Open Subtitles | على ما يبدو بأنها طريقة جيدة لإعادة شيئاً ما |
| bir şeyleri atladınız. Bir yerlerde hala kanaması var. | Open Subtitles | حسنا , لقد فاتك شيئاً ما أنه لازال ينزف بموضع ما |
| Her ne olduysa senin içindeki bir şeyleri değiştirmiş. İçine çok erken yaşta girmiş. Korkarım öldürme dürtün daha da güçlenecek. | Open Subtitles | ما جرى غيّر شيئاً ما بداخلك لقد أصابك باكراً جدّاً |
| Hepimiz yarın ölebiliriz, öyleyse neden hâlâ nefes alırken bir şeyleri sevmiyoruz? | TED | قد نموت غداً، لذا، لماذا لا نحب الأشياء بينما لا نزال نتنفس؟ |
| Hayır Jim.Ama bir şeyleri kaybedip sonra da beni suçlamandan bıktım. | Open Subtitles | لا،لا، أنـا فقط مريضة من فقدانـك الأشياء طوال الوقت وتـلومني، مثل،مثل |
| bir şeyleri ısırmayı severdi ve dört keskin dişi vardı. | Open Subtitles | . كان تحب عض الأشياء وكان لديها أربع أسنان حامية |
| Yiyecek bir şeyleri kalmadı. Kızıl Haç, Cenova'ya bir tren hazırladı. | Open Subtitles | ليس لديهم شيء ليأكلوه لذا, أرسلهم الصليب الأحمر فى قطار |
| Gördüğün gibi... bir şeyleri onarmak için asla geç değildir. | Open Subtitles | أترى ذلك ؟ إن الأوان لا يفوت مطلقاً لإصلاح الأمور |
| Bu, siyasilerinizden istemek yerine, bir şeyleri gerçekleştirebilmek için kendinize bakmanız gerektiği anlamına geliyor. | TED | ولكن ما هذا يعني .. انه بدلا من ان تطلب من السياسين القيام بشيء ما حيال امر ما عليك ان تقوم انت بتلك الامور |
| bir şeyleri atlamış olabileceğini düşünüyor. | Open Subtitles | القضية في البرنامج يعتقد أنه ربما غفل عن شيء ما |
| Onun gizli servis ajanıyla olan ilişkisiyle ilgili de söyleyecek bir şeyleri yok. | Open Subtitles | و ليس لديهم ما يقولونه بخصوص علاقتها المزعومة.. من أحد العملاء السريين. |
| Hubbard Anne bana daha az önce anlatıyordu. bir şeyleri soruşturuyorlarmış. | Open Subtitles | لقد أخبرتني "ما هابرد " قبل قليل انهم يحققون بأمر ما |
| Saklayacak bir şeyleri olmadıklarını göstermeye çalışıyorlar. | Open Subtitles | إنه إجراء إحتياطي يودون من خلاله تغيير تصورات الجميع يحاولون إثبات أنهم ليس لديهم أي شيء يقومون بإخفائه |
| Fakirliğin ve yokluğun arasında hiç bir şeyleri olmayan insanlar kendilerinden her şeyi alan insanı affettiler. | TED | فى خضم الفقر و خسارة لا توصف، الناس الذين لم يكن لديهم شيئاً غفروا لرجل أخذ كل شئ منهم. |
| Eğer geçmişe dönüp bir şeyleri değiştirebilseydim, daha iyi yapabilseydim... | Open Subtitles | لو أستطيع العودة بالزمن وتغيير بعض الامور لو استطعت ان اكون خالياً من تأثير الكحول بسرعه |
| Bir insan, daha yumuşak anlarında gelişme inancınızla ilgili bir şeyleri kabullenmek zorunda kalabiliyor. | Open Subtitles | ،أحيانًا بلحظات الضعف يضطر الإنسان أن يمنح شيئًا ما في سبيل الإرتقاء بعقيدته |
| Bu insanların tedirginlik duyacakları başka bir şeyleri yok mu ki? | Open Subtitles | هؤلاء الناس ليس لديهم شئ يفعلونه غير القلق عن ذلك ؟ |
| Söyleyecek bir şeyleri olmasa bile, çocuklarını dinlemeye hazır olmalısın. | Open Subtitles | يجب ان تكون مستعداً للإنصات الى اولادك, حتى إن لم يكن عندهم شىء لقوله. |
| Bu da erkeklerin neden hep bir şeyleri parçalama isteği duyduğunu açıklıyor. | Open Subtitles | ذلك يجب أن يكونوا الذي يشعر رجال العظماء إحتج لإدانة الفضلات خارج المادة. |