| Ve uyku mahrumu, ehliyeti yeni almış ergenin direksiyonun başına geçmesinde risk var. | TED | كما أن هناك خطر اعطاء مراهق يعاني من نقص النوم رخصة قيادة جديدة، ووضعه خلف عجلة القيادة. |
| Bu çocuğu Paris'e getirebilirsem, onu inceleyebilir ve kendi türünden ve eğitimden uzak yaşamış bir ergenin zekâ derecesini ve fikirlerinin doğasını tespit edebilirim. | Open Subtitles | لو استطعت إحضار هذا الطفل إلى باريس لكنت استطعت فحصه وتحديد درجة ذكائه وطبيعة الأفكار عند مراهق حرم من كل أشكال التربية منذ طفولته |
| Ne olduğunu anlayamadan, kendimi tuvaletleri ovup, bir ergenin kusmuklarını hasır sepetlerden temizlerken buldum. | Open Subtitles | وقبل أن أعرف هذا كنت أنظف المراحيض وتنظيف سلة الاغصان من قىء مراهق |
| Niye bir grup ergenin seni etkilemesine izin veriyorsun? | Open Subtitles | لماذا أنت تدعين حفنة من المراهقين تتغلب عليك؟ |
| Çoğu ergenin, anneleriyle zaman geçirmek istemediğini biliyorum, ama Chris daima onun en iyi arkadaşı olduğumu söylerdi. | Open Subtitles | أنا على دراية بأن معظم المراهقين لا يودون قضاء الوقت مع أمهاتهم لكن كريس لطالما أخبرني أنني أعز أصدقائه |
| "bir ergenin Irak'ta bir mayın tarlasına tankla girmesine izin vermekle" aynı anlama geldiğini söylemiş. | Open Subtitles | سيكون بمثابة السماح لمراهقة بتصريح قيادة أن تقود دبابة عبر حقل ألغام في العراق" |
| Üçümüz bir arada olmadıkça, o ergenin yanına bile yaklaşamayız. | Open Subtitles | إن لم نكن نحن الثلاثة معاً، لا تقترب من هذا المراهق قط. |
| Son istediğim bir ergenin gelip geleceğimi mahvetmesi. | Open Subtitles | مراهق مسؤولية هو احتاجه شيء اخر لذا مستقبلي لتدمير |
| Fred, bu göğsün içinde azgın bir ergenin kalbi atıyor. | Open Subtitles | فريد, داخل هذا الصدر تسمع ضربات قلب مراهق ثائر |
| 30 ergenin önünde kustun. Bence herkes biliyordur. | Open Subtitles | لقد تقيأتي أما 30 مراهق بالتأكيد أنهم يعرفون |
| Ucuz bir motelde çalışan bir ergenin beş milyon dolarlık evde yaşayıp 90.000 dolarlık teknesi olduğuna mı inanmış? | Open Subtitles | ظنت أن مراهق يعمل في إزالة الأوراق في فندق سيعيش في منزل بقيمة 5 مليون و يقود قارباً بقيمة 90 ألف؟ |
| Birçoğunuzun gözünün önüne geliyor değil mi, bir bodrum katında oturmuş sivilceli bir ergenin nam salmak için hack yapması. | TED | حسنا، العديد منكم لديه تصور عن هيئة مجرمي الإنترنت، أليس كذلك؟ بعضكم يعتقد أنه مراهق يقضي وقته في الطابق السفلي للمنزل. يخترق المواقع بحثاً عن الشهرة. |
| Onda bir erkeğin aklı, ve bir fransız ergenin kalçaları var. | Open Subtitles | لديها مخ رجل و مؤخرة مراهق فرنسي |
| Birkaç tane mal ergenin bunu mahvetmesine izin vermeyeceğiz. | Open Subtitles | ولن أجعل مراهق أحمق يفعل هذا بنا |
| Bir de ergenin teki Facebook'ta bir fotoğraf paylaşmış. | Open Subtitles | "و مراهق قد نشر صورة على حساب "الفيس بوك |
| Birkaç ergenin ayaklarıma gül yaprakları saçacağını sanmıyorum. | Open Subtitles | تعرف,اشك بشدة ان بعض المراهقين سوف يرمون بتلات الورود على قدمي |
| O iki sersem ergenin bu kadar başarılı bir çocuk yetiştirmeyi becerebileceklerini düşünmezdim. | Open Subtitles | لم اعتقد بأن هؤلاء المراهقين الأغبياء لديهم مايتطلب لتربية طفل ناجح. |
| Bir avuç işe yaramaz ergenin mi? | Open Subtitles | لزوج من المراهقين الذين ليس منهم فائدة ؟ |
| - Lise baloları, 500 aptal ergenin arasında yapılan büyük bir düğün gibidir. | Open Subtitles | حفلة موسيقية مثل العملاق واحد زفاف غزر بين 500 المراهقين الغبية |
| Sonra da ergenin birine verdin! | Open Subtitles | إذن , اعطيتى واحداً لمراهقة |
| Kulağına küpe olsun Steve bir ergenin en iyi bildiği şey, canı istediğinde evden kaçmaktır. | Open Subtitles | اسمع كلامي إن كان هنالك شيءٌ واحد يعرف كيف يقوم به المراهق ألا وهو التسلل من المنزل عندما يريدون |