| Ve bu dantelde hâlâ halasını ateşe verirken kullandığı sternonun kalıntıları var. | Open Subtitles | وذلك المنديل ما يزال عليه آثار من "الستيرنو" الذي استخدمه لإشعال النار بعمّته. |
| Leitner'in kanında boğmaca virüsünün kalıntıları var. | Open Subtitles | دماء (ليتنر) تحتوي على آثار من فيروس "السعال الديكي". |
| Micah Hoffman'ın midesinde kırmızı şarap ve striknin kalıntıları var. | Open Subtitles | في معدة ميكا هوفمان كان هناك آثار النبيذ والإستركنين الأحمر. الرجل، أوه، مانيستشيويز. |
| Sisteminde hâlâ pastillerin kalıntıları var. Verirsek yine zehirlenir. | Open Subtitles | لا يمكننا إعطائه مانع فيروسات الآن لازالت هناك آثار للأقراص بجسده |
| Kemikleri temizlettireceğim ancak halen et kalıntıları var. | Open Subtitles | سأقوم بتنظيف العظام و لكن مازال هناك بقايا لحم بشري |
| Sağ kulağının üstünde subdural kan toplanma kalıntıları var. | Open Subtitles | هناك بقايا تكتلات دم جوفية تحت الأذن اليمنى |
| Çocukların ortadan kaybolduğu noktalarda enerji kalıntıları var. | Open Subtitles | هناك آثار طاقة متبقية في الأماكن التي اختفى فيها هؤلاء الأطفال |
| Ama çamurda titanyum dioksit kalıntıları var. | Open Subtitles | لكن كانت هناك آثار -ثاني أكسيد التيتانيوم في التراب . |
| Şey kalıntıları var... biliyorsunuz. | Open Subtitles | هناك آثار ل ... تعلمون |
| Lanetli evde gerçek insan kalıntıları var. | Open Subtitles | هناك بقايا بشر حقيقيون بداخل المنزل المسكون |
| Orada tepenin üstünde eski bir evin kalıntıları var. | Open Subtitles | كا هناك بقايا لبيت قديم اعلى التلة |