| Modaya ilgisi vardı ve Lower Manhattan'da bir dikim fabrikasında çalıştı, ta ki kendi giyim mağazasını açmaya yetecek parayı biriktirene kadar. | TED | كانت شغوفة بالموضة وعملت في معمل خياطة في جنوب منهاتن، إلى أن ادخرت ما يكفي من المال لفتح متجرها الخاص للملابس النسائية. |
| Görümcemin bir arkadaşı mağazasını işletecek birini arıyor. | Open Subtitles | صديقة لزوجة أخي في حاجة لشخص يدير متجرها. |
| Abby bir gün kendi mağazasını açacak. Şuraya yazıyorum. | Open Subtitles | آبي ستقوم بفتح متجرها الخاص تذكروا كلامي |
| Tek yapman gereken şöyle demek... "Merhaba, ben Lindsay Weir. Babam 25. km'de A1 Spor Eşyaları mağazasını işletiyor." | Open Subtitles | مرحباً، أنا لينزي وير أبي يمتلك محل لبيع أدوات الرياضة في شارع 16 لاأصدق أنكم تطلبون مني ذلك |
| Bu ayakkabı mağazasını satın alacağım ve bu ülkede kendi işine sahip son Amerikalı olacağım. | Open Subtitles | أنا ستعمل شراء هذا محل لبيع الاحذية... ... ويكون الأمريكية الماضي في هذا البلد... ... لامتلاك شركته الخاصة. |
| Farkındayım işini kaybetmekten korkuyor ama dün yarış pistindeydik ve spor mağazasını açmaktan söz ediyordu. | Open Subtitles | لا , أنا أعرف أنه قلق بسبب فقدان عمله لكن كنا في ميدان السباق وتحدث عن أنه يريد افتتاح محل الأدوات الرياضية |
| Bugün bazı serseriler spor mağazasını soydular. | Open Subtitles | سرق اليوم أحد المنحطين محل الأدوات الرياضية. |
| mağazasını değiştirmek altı ay hatta bir yıl almazsa ne olayım. | Open Subtitles | ...تغيير متجرها قد يستغرق 6 أشهر أو سنة, إن كنت أعرف مانفعه لي |
| Caroline acaba, uh, tüm şirketi riske atmaktansa mağazasını kapatır mı. | Open Subtitles | (كارولاين) ستُغلق متجرها بدلاً من المُخاطرة بالشركة كلّها. |
| Corin mağazasını Society Hill'e taşıyalı bir ay olmuş. | Open Subtitles | نقلت (كورين) متجرها إلى سوسايتي هيل قبل شهر |
| Al, Gary mağazasını bir erkek ayakkabı dükkanına çevirdiğini öğrenir diye korkmuyor musun? | Open Subtitles | مهلا، القاعدة، ليست لك خائفا أن غاري ومعرفة... ... الذي قمت بإيقاف هذه إلى محل لبيع الاحذية للرجال؟ |