| Atış poligonu gibi. Niye böyle apaçık pencereli bir yer seçsin? | Open Subtitles | إنه معرض إطلاق نار لماذ يختار أن يضعهم على نوافذ جيدة؟ |
| Eğer götürmezse, burası bulup bulabileceğin en pencereli oda olacak. | Open Subtitles | و إلّا، فستكون هذه آخر غرفةٍ بلا نوافذ تجد نفسكَ فيها. |
| Din düşmanları kiliseye sıkıntı vermeyi bıraktıklarında elimizde kalan şey vitray pencereli birkaç apartman olacak | Open Subtitles | في الوقت الذي العلماني ينهيإضطهادالكنيسة.. فنجد كُل ما تبقى لنا مجموعة من الشقق مع نوافذ ذي زجاج ملون. |
| Dışarıda siyah pencereli mavi bir Mercedesim var.On dakika sonra orada görüşürüz. | Open Subtitles | حسناً لدي مرسديس زرقاء، بنوافذ ملونة -سأوافيك في 10 دقائق |
| Sonunda, pencereli bir yermiş ya da öyle sanıyorum. | Open Subtitles | أخيراً، فضاء بنوافذ... أو هكذا قيل لي. |
| Vitray pencereli konutlar | Open Subtitles | ستصبح شقق بنوافذ زجاجية ملونة |
| Renkli pencereli arabası olan bir adama hayır dememelisin. | Open Subtitles | لا ترفضين أبدًا رجلاً له نوافذ ملوّنة. |
| Dört pencereli bir köşe ofis. | Open Subtitles | مكتب فى زاوية بأربعة نوافذ |
| Üç pencereli bir ofis. | Open Subtitles | مكتب خاص، ثلاث نوافذ |
| pencereli mezarlar. | Open Subtitles | قبورٌ ذات نوافذ. |