| Sonuçta ben sıcak bir banyo yapacağım. Onun otları da soğukta donacak. | Open Subtitles | ذلك مؤثر ، سوف أحصل على حمام ساخن وأعشابه سيكون مصيرها الذبول |
| İşe gitmeden önce güzel sıcak bir kahvaltı yapmanı istedim. | Open Subtitles | أن تحصل على فطور ساخن وجميل قبل أن تتجه للعمل |
| Ben de bilemem, ama sıcak bir yatak ve bir dam | Open Subtitles | بالطبع , لا أتكلّم عن نفسى لكن سرير دافئ و سقف |
| Ona sor sıcak bir yaz günü odasına gittiğimde ondan ne çalmasını istemiştim? | Open Subtitles | اسألها ماذا طلبت منها أن تعزف ذات صيف حار عندما كنتُ في غرفتها؟ |
| Onca zaman sonra sıcak bir şeyler arzulamıyor musun? | Open Subtitles | ألست جائعاً وتريد شيئاً دافئا بعد كل هذا الوقت ؟ |
| sıcak bir limonata ve aspirin içmesini sağlayın. | Open Subtitles | و أطمئن أنه يشرب ليمونا ساخنا و يأخذ اسبرن |
| Burası sanki sıcak bir battaniye ile örtünmüş gibi hissettiriyor. | Open Subtitles | على الرغم من ذلك هذا المكان بالكامل كأنه بطانية دافئة |
| Böylesine zamansızca soğuk bir günde böylesine sıcak bir karşılama için. | Open Subtitles | للحصول على مثل هذا الترحيب الحار في مثل هذا اليوم البـارد |
| İltihap kapmış ayak tırnağımı sıcak bir küvete daldırmak için sabırsızlanıyorum. | Open Subtitles | لا استطيع الانتظار للحصول على حمام ساخن ونقع هذه الاظافر الملوثه |
| Derhal gemiye koşuşturdum ve sıcak bir duşa girdim. | TED | و صعدت في الحال الى المركب و من ثم الى حمام ساخن. |
| Küvette hepsini anlatırım. sıcak bir banyoya ihtiyacım var. | Open Subtitles | سأخبرك بكل شئ فى الحمام كل ما احتاجه هو حمام ساخن |
| Damarlarında kan dolaşan herkes için sıcak bir yer. | Open Subtitles | هذا المكان ساخن جداً على من تجري الدماء في عروقه. |
| Burası hoş ve sıcak bir yerdir. Özellikle de geceleri. | Open Subtitles | . هذا مكان رائع و دافئ ، خصوصاً في الليل |
| Hava serinliyor, o nedenle de sıcak bir bedeni bulmak kolay olacaktır. | Open Subtitles | و حيث أن الطقس يزداد برودة مما سيسهل العثور علي جسد دافئ |
| sıcak bir günde insan böyle güzel bir sanat eserini neden kapatır demiştim. | Open Subtitles | كنت أتسائل لما قد يخفي أي أحد قطعة فنية كهذه في يوم دافئ. |
| sıcak bir yaz gününde, eriyen bir dondurma gibi olmuş. | Open Subtitles | يبدة وكأنّه ذاب مثل الآيس كريم في يوم صيف حار |
| Birisi kışı geçirmek için sıcak bir yer bulmuşa benziyor. | Open Subtitles | يبدو أن إحداهن وجدت مكانا دافئا لقضاء الشتاء |
| - sıcak bir banyo yap sonra da kafana sıcak havlu sar. | Open Subtitles | خذ دشا ساخنا ثم اربط فوطة ساخنة حول رأسك |
| Elbette, bektaşi üzümünün yaşamının başlangıcı ne kadar soğuk olursa olsun yazgısının sıcak bir sonla biteceği neredeyse kesin. | Open Subtitles | تماماً, حتى أنه بغض النظر عن مدى برودة بداية حياة العنب إلا و أنها لابد لها من نهاية دافئة |
| Şimdi onlara sıcak bir hoş geldin diyelim. | Open Subtitles | لذا دعونا نعطيهم . ترحيب جولة الكليّة البحرية الحار |
| Kafamın üzerinde sıcak bir sıvı bulunduğu için yorum yapmayacağım. | Open Subtitles | أعتقد بأنني لن أعلّق مادمتِ تمسكين بالشاي الساخن فوق رأسي |
| Çay, kurutan ve terleten sıcak bir gün olacağını söyleyerek ayrılır. | Open Subtitles | أوراق الشاي تقول أنه سيكون يوماً حاراً جافاً مع التعرق الشديد |
| İnsanlar üzgün olduğunda adet olarak sıcak bir içecek ikram edilir. | Open Subtitles | عندما يتضايق الناس العرف الثقافي يفرض أن تجلب لهم مشروبات حارة |
| Eşsiz benzersiz Octavio'ya Babylon usulü sıcak bir hoşgeldin diyelim! | Open Subtitles | حيوا أفضل تحية ! "للفريد من نوعه "أكتيفيو |
| Bir köpek bile kaldırımda sıcak bir köşeye sahiptir. | Open Subtitles | حتى الكلب يحصل على مكان دافيء بجانب الطريق |
| Pazarları çocuklar için sıcak bir yemek olması çok hoş. | Open Subtitles | من اللطيف أن يتناول الصغار عشاءً ساخناً في يوم الأحد |
| sıcak bir günde gerçekten uzağa koşabiliriz. | TED | يمكننا ان نجري لمسافات طويلة جدا في الايام الحارة |
| Herneyse, sıcak bir diyet kola. | Open Subtitles | أجل, والدي يقوم بالتسوُّق على أي حال, منتج الكولا الدافئ قليل السعرات |