| Bu iyi bir görünüm, dostum değil. sıkıntı içinde bir genç kız bırakarak. | Open Subtitles | تلك ليست بنظرة جيدة، يارفيقي أن تترك سيدة في محنة |
| Görgü tanıkları onun, sıkıntı içinde, öldürülmekten korkan bir erkeğe yardım etmeye çalıştığını söylüyor. | Open Subtitles | الشهود يقولون بأنه كان يحاول مساعدة رجل في محنة لقد كان يصرخ بأن أحدهم يحاول قتله |
| Çocuğun sıkıntı içinde olduğunda... | Open Subtitles | عندما يكون طفلك في محنة |
| "Ya Rab, sıkıntı içinde sana yakardım. Yanıtladın beni. | Open Subtitles | في الضراء ناديت الرب وقد سمع لي |
| Ama Teksas'ın nadide insanları gibi sıkıntı içinde kuvvet buldum hatalarımdan ders aldım. | Open Subtitles | لكن كشعب (تيكساس) الصالح وجدت المقدرة في الضراء و الحكمة من أخطائي |
| "Genç hanım sıkıntı içinde" diye çığlık attığından mı? | Open Subtitles | لأنها فقط صرخت "آنسة في محنة" |