| - Sadece ufak şeyler. - Önemli değil. Doğru değil bu. | Open Subtitles | حسناً, إنها أشياء صغيرة - لا يهم, هذا تصرف خاطىء - |
| Genellikle ufak şeyler, T-sırt, şapka ve sakız gibi. | Open Subtitles | كانت الجوائز أشياء صغيرة مثل قمصان , قبعات بيسبول , واللبان |
| Rapora renk katan detaylar, ama dürüst olmalıyım, bu tür ufak şeyler genelde asla bulunmaz. | Open Subtitles | و لكن لأكون صريحاً الأشياء الصغيره كهذه لا تعود أبداً |
| Rapora renk katan detaylar, ama dürüst olmalıyım, bu tür ufak şeyler genelde asla bulunmaz. | Open Subtitles | هذه تفاصيل جيده للتقرير و لكن لأكون صريحاً الأشياء الصغيره كهذه لا تعود أبداً |
| Aşağıda ufak şeyler, büyük şeyler yukarıda. | TED | الأشياء الصغيرة أسفل الرسم، والكبيرة في الأعلى. |
| Çoğunlukla ufak şeyler; mülk ve otomobil hırsızlığı. | Open Subtitles | غالباً أشياء بسيطة, أملاك خاصة وسرقة سيارات. |
| Bunlar, 51'i eski düzenine döndürmek için odaklanacağımız ufak şeyler. | Open Subtitles | هذه الأمور الصغيرة التي يمكننا التركيز عليها لنعيد الإطفائية إلى السابق |
| Bunun gibi ufak şeyler başımı döndürüyor. | Open Subtitles | أشياء صغيرة كهذه تجعلني أشعر وكأنّني فائز |
| Her şey yolunda. Bunlar seni öldürtecek ufak şeyler, anlıyor musun? | Open Subtitles | أشياء صغيرة قد تتسبب بقتلك، هل تفهم ذلك؟ |
| Şimdiye dek ufak şeyler yapmışsın. | Open Subtitles | لغاية، الأن هناك أشياء صغيرة فقط |
| Genelde ufak şeyler. | Open Subtitles | أشياء صغيرة في الغالب |
| ufak şeyler ama ziyadesiyle önemli ve Irene, evi çekip çeviren kişi... | Open Subtitles | أشياء صغيرة لكنها مهمة جداً ..... و (إيرينا)، مدبرة المنزل |
| ufak şeyler. | Open Subtitles | أشياء صغيرة |
| fakat... ufak şeyler tehlikeli olabilir. | Open Subtitles | لتعرضه للضرب من فتاة صغيره ولكن الأشياء الصغيره يمكن أن تكون خطيره |
| Bu mu yoksa ufak şeyler çalmak mı daha eğlenceli? | Open Subtitles | هل تقوم بأنشطة أفضل من إطلاق النار على الجرذان و سرقة الأشياء الصغيرة هل تعرفين ؟ |
| Bedeninin etrafındaki bu ufak şeyler ne? | Open Subtitles | ما كل هذه الأشياء الصغيرة الموجودة على الأرض حول الجثة ؟ |
| Bütün bu ufak şeyler için küçük bir kutu ve içinde takılıp kalıyorsun. | Open Subtitles | إنها تحتوي على العديد من الأشياء الصغيرة و تتم محاصرتك بها |
| Bu tarz ufak şeyler. | Open Subtitles | فقط أشياء بسيطة |
| Böyle ufak şeyler moral bozuyor. | Open Subtitles | الأمور الصغيرة هي التي تخذلكِ |