| Mükemmel bir fırtınada iyi bir zamanlamaydı. | Open Subtitles | إنها فقط خطة مُتقنة مع توقيت مناسب |
| Bu sadece kötü bir zamanlamaydı. | Open Subtitles | حَسناً ذلك كَانَ فقط توقيت سيئ ... |
| - Tamam, kötü bir zamanlamaydı. | Open Subtitles | حَسَناً، كان توقيت سيّئ. |
| İyi bir iş modeli, güzel fikir ve harika yönetimi bir yana, başarılı olmasının sebeplerinden biri de zamanlamaydı. | TED | لكن من اسباب نجاح ذلك المشروع إلي جانب نموذج العمل الجيد، و فكرته الجيدة، و التنفيذ الممتاز، هو التوقيت. |
| Fikrin çok iyi olduğunu düşünmüştük ama belki de onu asıl önemli yapan zamanlamaydı. | TED | نحن ظننا أن الفكرة ممتازة، لكن في الحقيقة، كان التوقيت أكثر أهمية. |
| Evet, peki... Kötü zamanlamaydı diyelim. | Open Subtitles | نعم ، حسنا ، لقد كان توقيتا سيئا على الأغلب |
| Özür dilerim. Kötü zamanlamaydı. | Open Subtitles | أنا أسفة كان توقيت غير مناسب |
| Sadece kötü bir zamanlamaydı. | Open Subtitles | إنه توقيت سيء فقط. |
| Garip bir zamanlamaydı bu sadece. | Open Subtitles | انه مجرد توقيت غريب |
| Harika zamanlamaydı. | Open Subtitles | هذا توقيت مثاليّ |
| Kötü bir zamanlamaydı. | Open Subtitles | - أتمنى أن لم يكن توقيت سيء. |
| Sadece kötü bir zamanlamaydı. | Open Subtitles | كان توقيت سيء |
| Sadece Simpson. Sen girdin, kötü zamanlamaydı. | Open Subtitles | فقط سيمبسون ، ثم جئت أنت لقد كان التوقيت سيئ |
| Sadece Simpson. Sen girdin, kötü zamanlamaydı. | Open Subtitles | فقط سيمبسون ، ثم جئت انت لقد كان التوقيت سيئ |
| Annemden bir şeyler koparabilmenin sırrı, zamanlamaydı. | Open Subtitles | المفتاح في الحصول على موافقة امي في اي شيء هو التوقيت |
| İyi zamanlamaydı - Dostlar ne içindir. | Open Subtitles | في التوقيت المناسب هكذا الأصدقاء |
| Ama tuhaf olan şey zamanlamaydı. | Open Subtitles | لكن أتعرف ما الغريب؟ هو التوقيت. |
| Bu tam anlamıyla mükemmel zamanlamaydı. | Open Subtitles | ذلك حرفيا كان توقيتا رائعا |