| Saat sabahın 6'sı, dışarısı zifiri karanlık. | TED | كانت الساعة السادسة صباحاً، والظلام دامس في الخارج. |
| -- gökadalar arası uzay tamamen karanlık; zifiri karanlık. | TED | الفضاء المجري مظلم تماما، ذو ظلام دامس. |
| Çabuk fişeği yak! zifiri karanlık! | Open Subtitles | أسرع بتلك الشعلة الضوئية إنه ظلام أسود قاتم |
| Ama zifiri karanlık olduğundan bir bok göremiyormuş, o da işine devam etmiş. | Open Subtitles | لكنّه لم يستطيع رؤية شيء. كل شيء أسود قاتم لذا إستمرّ بالعمل |
| Bu yeni sorunlar zifiri karanlıkta öldürüyor. | Open Subtitles | الاضطراب الجديد يقوم بالقتل في الظلام الشديد |
| Ay ışığı yoktu. Dışarısı zifiri karanlıktı. | Open Subtitles | لم يكن هناك قمرا , وكانت حالكة الظلام هنا |
| zifiri karanlık olursa ikiniz de bir şey göremezsiniz. | Open Subtitles | إن كان الظّلام دامساً بحيث لا يرى أحدٌ شيئاً، |
| Boo ancak geceleri herkes uykudayken zifiri karanlıkta dışarı çıkıyor. | Open Subtitles | بوو" يخرج فقط أثناء الليل" عندما تكون نائماً والظلام دامس |
| Boo ancak geceleri herkes uykudayken zifiri karanlıkta dışarı çıkıyor. | Open Subtitles | بوو" يخرج فقط أثناء الليل" عندما تكون نائماً والظلام دامس |
| Ama hayatlarımızı zifiri karanlıkta yaşadıktan sonra bunun küçücük bir korku olduğunu anlıyorum şimdi. | Open Subtitles | و أن نعيش حياتنا فى ظلام دامس كان خوفاً بسيطاً حينئذ حتى الآن يا سيدى القيصر |
| Ama zifiri karanlık olduğundan bir bok göremiyormuş, o da işine devam etmiş. | Open Subtitles | لكنّه لم يستطيع رؤية شيء. كل شيء أسود قاتم لذا إستمرّ بالعمل |
| Robot tamamen yaşanabilir alan okudu ve Yıldızgeçidinin etrafında ani bir hareketlilik yok ama zifiri karanlık. | Open Subtitles | المسبار يوكد امكانية الحياة ولا يوجد نشاط حول الستارجات، لكنه مظلم قاتم. |
| Nöbeti devraldığımda her yer zifiri karanlıktı. | Open Subtitles | هو كان ظلام قاتم عندما تركتك، كوفاك. |
| zifiri karanlıkla ışığa, sürekli kendisiyle savaş halinde olan birine bu kadar yakın olmanın ısısını. | Open Subtitles | لقربك الشديد من الظلمة والنور لشخص مع حرب دائمة مع نفسه |
| bu bir şey hariç tamamiyle net -- orası zifiri karanlık. | TED | لكن المشكلة الكبيرة هي الظلام الشديد |
| Bizim ne olduğunu görebilmek için ışığa ihtiyacımız var, ama kara-sağanlar zifiri karanlıkta, her biri bir kaç santimlik yuvalarını şaşmaz bir kesinlikle bulabiliyor. | Open Subtitles | نحننحتاجللضوءلنريماذا يحدث ، لكن في السواد الشديد ، "السمامات" يتدبرون أمرهم بشكلسديدلتحديدمكانعشةكلفرد منهم، التي تكون علي بعد بضعة سنتيمترات فقط. |
| Bu karanlık anda, gecenin zifiri karanlığında umutsuzluğa kapılmamalıyız. | Open Subtitles | في هذه الساعة الحالكه في ظلام الليل يجب ألا نيأس |
| İçerisi zifiri karanlık ama kepenk kısmen açık. | Open Subtitles | إنّها حالكة السواد في الداخل، لكن الباب مفتوح جزئيّاً. |
| Ay yok. Yıldız yok. Sadece zifiri karanlık. | Open Subtitles | وكان لا يوجد القمر ولا نجوم فقط ظلمة حالكة السواد |
| Ormanın içinde, ortalık zifiri karanlık olurdu. | Open Subtitles | لذا ، الظلام يكون دامساً في منتصف الغابة |
| Henry üç yıl zifiri karanlıkta yaşadı. Kapkaranlık bir delikte. | Open Subtitles | هنرى قضى ثلاثة سنوات فى الظلام الدامس فى حفرة سوداء |