| Fakat fikirleri yalnızca bilim kurgu dergilerinde ve filmlerinde kabul görüyordu. | Open Subtitles | لكن افكاره كان تجد قبولا فقط في افلام الخيال العلمي والمجلات |
| Her zamanki gibi. Esnek sayılır. - Çok iyi fikirleri var. | Open Subtitles | فال هو فال لقد اصبح مرنا في التعامل, معظم افكاره جيدة |
| Ve sürücüsü file ne yapacağını söyleyebileceğini düşünür, ama aslında filin kendi fikirleri var. | TED | والسائق يظن انه يستطيع ان يشير على الفيل ما يقوم به ولكن الفيل لديه افكاره الخاصة ويقوم بما يحلو له |
| Kahrolası fikirlerini kahrolası deli sığınağında ait oldukları yerde tut yeter! | Open Subtitles | يجب ان يبقي افكاره المجنونة في ملجأه المجنون الى حيث ينتمي |
| Öyle bir kadın ki, onun varlığının her bir molekülüne işlemiş tüm düşüncelerine sinmiş ve onu bağlılık ve tutkudan oluşmuş bir şeye çevirmişti. | Open Subtitles | المرأة تلك التي تزحف لتمتلك كل جزيئات الوجود تلك التي تستهلك منه كل افكاره و تحوله إلى مخلوق اخر مهوس بالولاء لها |
| O efendi aklıma girdiği anda kendi düşüncelerini benden saklayamadı. | Open Subtitles | حينما دخل ذلك السيد عقلي لم يستطع تغطية افكاره تماما |
| Ancak onun fikirleri de pek kabul görmüyor. | Open Subtitles | و لكن افكاره على اية حال تم رفضها على اساس انها غير منطقية |
| Satranç fikirleri vücudunun parçaları gibi vazgeçmeye hiç niyetli değil. | Open Subtitles | افكاره بالشطرنج مثل اجزاء جسده انه غير مستعد للاستسلام |
| fikirleri nelerdir? Neden kimse onunla röportaj yapamıyor? | Open Subtitles | ماهي افكاره ولماذا لا يجعل احداً يجري مقابلة معه |
| fikirleri, milyar dolarlık şirketleri ortaya çıkardı. | Open Subtitles | افكاره ولدت مؤسسات تساوي مليارات الدولارات |
| Bilim ve tarih hakkında kendine ait fikirleri vardı. | Open Subtitles | كانت لدية افكاره الخاصة حول العلوم والتاريخ |
| Yapmak istediği şeylerle ilgili kendi fikirleri hiç olmadı. | Open Subtitles | لم يكن لديه افكاره الخاصه حول ما كان يرغب بفعله |
| Kimin iyi fikirleri vardır? | Open Subtitles | هل تعلمي من افكاره جيدة؟ |
| Onun kötü fikirleri yüzünden değil. | Open Subtitles | و ليس بسبب افكاره السيئة |
| Ve her birinizi öldürdükleri zaman onun fikirlerini tek tek bitirecekler, ta ki sizler hiç var olmamışsınız gibi olana dek. | Open Subtitles | سوف يقضون على اصلك وبعدها سيقلونكم واحدا تلوا الاخر سوف يقضون على افكاره واحدة تلوا الاخرى |
| İyi yapımcılar fikirlerini sahne dışında çalışmak için kullanırlar. | Open Subtitles | المنتج الجيد يضع افكاره في خارج المسرح |
| fikirlerini değiştirmek için, sıklıkla Times Meydanı'ndaki film gösterilerine katılıyordu. | Open Subtitles | ولكي يغير افكاره , كان يحضر احيانا الافلام في ميدان (التايمز) |
| Öyle bir kadın ki, onun varlığının her bir molekülüne işlemiş tüm düşüncelerine sinmiş ve onu bağlılık ve tutkudan oluşmuş bir şeye çevirmişti. | Open Subtitles | المرأة تلك التي تزحف لتمتلك كل جزيئات الوجود تلك التي تستهلك منه كل افكاره و تحوله إلى خلق اخر مهوس بالولاء لها |
| Avukat bey sanığı eylemlerine göre değil düşüncelerine göre yargılayacak sanırım. | Open Subtitles | اذا الان الادعاء العام يريد ان يسجن موكلنا على افكاره - وليس افعاله |
| Her nasılsa onu kafasındaki şey benim onun düşüncelerini okumamı engelledi. | Open Subtitles | لقد صمم خوذته بشكل ما ليمنعني من قراءة افكاره |
| O efendi aklıma girdiğinde kendi düşüncelerini benden saklayamadı. | Open Subtitles | حينما دخل ذلك السيد عقلي لم يستطع حجب افكاره تماما عني |