| Artık senin ismini baş harfleri var. Sadece önemli şeyleri yazmak için. | Open Subtitles | هي حروف أسمك الآن إنه لكتابت الأشياء المهمة |
| Böyle önemli şeyleri, evdeki kasamda saklamam. | Open Subtitles | لا أترك هذه الأشياء المهمة في البيت في خزانة. |
| Böyle önemli şeyleri nasıl söyleyebildin? | Open Subtitles | مهلا ، كيف أمكنكى قول مثل هذه الأشياء المهمة ؟ |
| Hayatımızın zorlu sularında bize yardımcı olan televizyonda gördüğümüz önemli şeyleri unutmamada. | Open Subtitles | . تذكر أشياء مهمة على التلفاز التي تساعدنا على تجاوز الأمواج . الصعبة في حياتنا |
| Her neyse, kim hala bugünlerde önemli şeyleri postayla yollar ki? | Open Subtitles | وعلى أي حال، من لا يزال يرسل أشياء مهمة عبر البريد هذه الأيام؟ |
| Hayır. Hayatımdaki en önemli şeyleri unutmaya bayılırım. | Open Subtitles | كلا، أحب نسيان أكثر الأشياء أهمية في حياتي. |
| Bütün önemli şeyleri ve küçük anıları o kitabın içine yazmıştım. | Open Subtitles | كل شيء مهم حدث ذكريات صغيرة، كنت أكتب كل شيء فيه |
| Hayatındaki önemli şeyleri düşünmeni sağlıyor. | Open Subtitles | أنه يجعلكِ تفكرين في الأشياء المهمة في حياتكِ |
| Çok önemli şeyleri koyduğum çok önemli göze koyuyorum bak. | Open Subtitles | سنفعل ها أنا أضعه في محفظة الأشياء المهمة اتفقنا؟ |
| Görünüşe göre önemli şeyleri büyüyle saklamayı severmiş o yüzden de ortalıkta önemli ipucu bırakmamıştır. | Open Subtitles | ومن الواضح ،، لقد احبَ إخفاء الأشياء المهمة بتعاويذ الإخفاء لذا من المستبعد انهُ سيترك أدلة مهمة بالأرجاء |
| Diğer önemli şeyleri düşünüyorum. | Open Subtitles | يجب أن أفكر بالأخرين تعرفى ، الأشياء المهمة |
| Bunu düşünmeyi kesmelisin. önemli şeyleri hatırlamalısın. | Open Subtitles | وعليك أن تتوقفي عن التفكير في ذلك عليك أن تتذكري الأشياء المهمة |
| Onlara sadece önemli şeyleri söyledim. | Open Subtitles | أنا فقط أخبرتهم عن الأشياء المهمة |
| Ölüme o kadar yaklaşman hayatındaki önemli şeyleri farketmeni, bugün olduğun kişi olmanı, | Open Subtitles | و كونك كنت قد اقتربت كثيراً من الموت، جعلك تدرك الأشياء المهمة في حياتك ... جعلكالرجلالذيأنت هواليوم |
| Ama senin aksine ben önemli şeyleri arkada bırakmam. | Open Subtitles | لكني بخلافك لا أترك ورائي أشياء مهمة |
| (Gülüşmeler) Bazı önemli şeyleri unuttum. Böcek ve ayı spreyi ve burunluk filtresi gibi. | TED | (ضحك) أوه، ونسيتُ بعض الأشياء، أشياء مهمة: رشاشة لقتل الحشرات، وبخاخة لرش الدُببة، ومرشحات لجهاز تنفسي الإصطناعي. |
| Ben önemli şeyleri söylüyorum. | Open Subtitles | أنا اتحدث عن أشياء مهمة |
| Senin hakkındaki önemli şeyleri biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أشياء مهمة عنكِ |
| Ailemle ilgili en önemli şeyleri bilmiyorum. | Open Subtitles | لم أعرف أكثر الأشياء أهمية حول عائلتي. |
| Hayatındaki en önemli şeyleri korumak için diyorum ne kadar uğraşırsın? | Open Subtitles | لتنقذ أكثر الأشياء أهمية لك إلى أي مدى؟ |
| Gideceğimiz yere vardığımızda birbirimiz hakkındaki önemli şeyleri öğrenmiş oluruz. | Open Subtitles | بوقت وصولنا سنعلم كل شيء مهم عن بعضنا البعض . |