| ama hazır oradayken Adli Tabip başka bir şeyi görmemi istedi. | Open Subtitles | لكن بينما كنت هناك, الطبيب الشرعي أراد أن يريني شيئاً آخر |
| Diğerleri güzelliklerini saklamaya uğraşır, çünkü dünyanın başka bir şeyi görmesini isterler. | Open Subtitles | آخرون يخفون جمالهم لأنهم يريدون أن يرى العالم شيئاً آخر |
| Ve başka bir şeyi hatırlamanı istiyorum. | Open Subtitles | و أريدك أن تتذكري شيئاً آخر و هو أكثر أهمية |
| başka bir şeyi düşün. Mesela mezuniyeti. Planların neler? | Open Subtitles | فكّري بشيء آخر كالتخرُّج ألامَ تخططين، الجامعة، السفر؟ |
| Hayır, ama başka bir şeyi var. | Open Subtitles | كلا ، لكن لديه شيء آخر |
| Silahları kuşanıp başka bir şeyi düzeltmeye çalışmak istiyorsun. | Open Subtitles | تريدين أن ترتدي ملابس العمل و تقومين بتقويم شيءٍ آخر |
| başka bir şeyi yemeğe tercih ederdim ama şu an yemek ön planda. | Open Subtitles | كنت افضل لو اكلت شيئا اخر ولكن كل ما افكر بة الان هو الطعام |
| başka bir şeyi daha mahvetmeden şu küçük orman yaratığını çıkar buradan. | Open Subtitles | أخرج شيء الأدغال من هنا قبل أن يدمر شيئاً آخر |
| Aslında başka bir şeyi konuşmak için çağırdım. | Open Subtitles | . اتصلت بكَ في الحقيقة، لنناقشَ شيئاً آخر |
| -Evet ama başka bir şeyi dediğini nereden çıkardın? | Open Subtitles | أجل لكن لم تعتقدين أنه قال شيئاً آخر ؟ |
| Uyuşturular her zaman başka bir şeyi maskeler. | Open Subtitles | المخدّرات دائماً تخفي شيئاً آخر |
| Acaba ben bunu yaparken, lütfen gidip başka bir şeyi çekebilir misin? | Open Subtitles | هلّا صوّرت شيئاً آخر ريثما أقوم بعملي؟ |
| Ayrıca başka bir şeyi de gerçekten iyi yapıyorsun. | Open Subtitles | أنتِ ايضاً تفعلين شيئاً آخر بشكل جيد |
| Onun dışında başka bir şeyi değil. | Open Subtitles | وأنه, كما تعلمين, ليس شيئاً آخر |
| Artık başka bir şeyi denemenin zamanı. | Open Subtitles | الآن حان الوقت لنجرّب شيئاً آخر |
| Ama söz veriyorum,... Yakında başka bir şeyi hissetmene izin verecek. | Open Subtitles | لكنّي أؤكّد لكِ أنّه سيجعلكِ تشعرين بشيء آخر قريباً |
| Ve bu çeşit fenomen yani işleri halletmek için gereken kısa süreler bana başka bir şeyi hatırlatıyor rahatsız edildiğinde işe yaramayan bir şey o da uyku. | TED | وهذا نوع من الظاهرة ككل وجود رشقات نارية قصيرة في وقت لإنجاز عمل يذكرني بشيء آخر لا تستطيع عمله عند المقاطعه إنه النــوم |
| Sonra şöyle diyeceksin: "Aslında onu düşünürken başka bir şeyi daha düşünebilmişim." | Open Subtitles | وحينها ستفكرين (أوه لقد كنت أفكر بشيء آخر قبل أن أفكر فيه) |
| Elinde başka bir şeyi yok. | Open Subtitles | ليس لديه شيء آخر |
| Gerçeğe mantık yoluyla ulaşmanın nevroz veya başka bir şeyi tedavi etmeye yaradığının bir efsane olduğunu söylüyorum sadece. | Open Subtitles | بأن مطاردة المنطق طوال... الطريق لتصل للحقيقة. إنه علاج الاضطراب العصبي أو أي شيءٍ آخر. |
| Beni öldürmek istediğini kanıtlayamazsam belki de başka bir şeyi kanıtlayabilirim... | Open Subtitles | اذا لم استطع ان اثبت بأنه كان ينوي قتلي ربما بأستطاعتي ان اثبت شيئا اخر .. سأثبت بأنه كاذب |
| Siyah gecelik ve spor ayakkabıları var. başka bir şeyi de yok. | Open Subtitles | فستان أسود وحذاء رياضي لا شيء غيره |
| Fakat o gün büyükannem başka bir şeyi de kaybetti; sahip olduğu tek mutluluğu; renkli giyinmek. | TED | ولكن في ذلك اليوم كانت ستفقد شيئًا آخر أيضًا، الأمر الوحيد الذي يبهجها: وهو ارتداء الألوان. |