| Onu nasıl kullanacağımızı bilmiyorum ama bence "Böl ve yönet" taktiğini kullanalım. | Open Subtitles | لا أعرف كيف نستغله بعد لكن رأيي أن نتبع سياسة فرق تسد. |
| *Hey, birazcık "Böl ve fethet" yapmaya ne dersin...* *tıpkı eski günlerdeki gibi? | Open Subtitles | هيه ما قولك في فرق تسد كما في الأيام الخوالي |
| Bir sabah treni rayı tamamen kapatmış bir pikapla çarpıştı. | Open Subtitles | قطار دوري هذا الصباح اصطدم بشاحنة كان من الواضح أنها تسد الطريق |
| Her gün sokağı kapatıyorsun. | Open Subtitles | - أوه .. ليس أنت مرة أخرى واحدة من شاحناتكم هناك تسد الزقاق |
| Yükselen magmanın basıcı... volkanın ağzını binlerce yıldır tıkamış olan bir kayayı sonunda parçalamayı başarmıştı. | Open Subtitles | الضغط المتولّد من ارتفاع الحمم تسبب في تطاير الصخور التي كانت تسد فوّهة البركان منذ آلاف السنين |
| Büyük pıhtılar venleri tıkar. Sızıntıya yol açmazlar. | Open Subtitles | الجلطات الكبيرة تسد العروق لا تجعلها ترشح |
| Tıkanan damarlarından kurşun parçalarını çıkardım, | Open Subtitles | لقد أفرغت شظايا الرصاصة وكانت تسد شريانه الاساسي |
| Ve tesisat tıkandığında, onu kim açtırdı? Maurice. | Open Subtitles | وعندما تسد البالوعات، من يكون هنا ليسلكها، موريس |
| Bu sorun olur mu? Hayır olmaz. Sadece banyo kapısını engelliyorsun. | Open Subtitles | لا بالتأكيد إنك فقط تسد باب الحمام |
| Kartal bir önceki seferdeki gibi yine Böl ve fethet taktiği kullanıyor. | Open Subtitles | كما كان من قبل ، تكتيك النسر هو فرق تسد, |
| Dr. Masters'la "Böl ve yönet" yöntemi uygulayabiliriz. | Open Subtitles | حتى يتسنى لي والدكتور ماسترز اتباع سياسة فرّق تسد. |
| Görmüyor musun? Böl ve ele geçir. Liderimizi yok etmeye çalışıyorlar. | Open Subtitles | "ألا تفهمين, "فرق تسد . إنه يحاول أن يدمر قائدنا |
| Görmüyor musun? Böl ve ele geçir. Liderimizi yok etmeye çalışıyorlar. | Open Subtitles | "ألا تفهمين, "فرق تسد . إنه يحاول أن يدمر قائدنا |
| Böl, parçala, yut. Her yerde olabilir. | Open Subtitles | خطة فرق تسد ، يمكن أن تكون في أي مكان |
| Böl ve yönet taktiği yapıyor. | Open Subtitles | إنه يعمل بخطة فرق تسد |
| Bir sabah treni rayı tamamen kapatmış bir pikapla çarpıştı. | Open Subtitles | قطار دوري هذا الصباح اصطدم بشاحنة كان من الواضح أنها تسد الطريق |
| Her ne kadar burnumu kapatmış olsalar da ve ağzımdan da nefes alamıyordum, ...yani birazdan ölü bir adam olacaktım. | Open Subtitles | ورغم ذاك كادت أن تسد أنفي ، ولم يمكنني التنفس من فمي لقد كنت على حافة الموت .. |
| Kalmayacağım. Bir basın aracı yolu kapatmış. | Open Subtitles | لن ابقى هنا طويلا شاحنة الصحافه تسد الطريق |
| Yoldan çekil ahbap. Çıkışı kapatıyorsun. | Open Subtitles | تنح عن الطريق يا صاح ، أنت تسد المخرج |
| Kımılda, yolu kapatıyorsun. | Open Subtitles | تحرك انت تسد الطريق |
| Bir pıhtı soluk borusunu tıkamış olabilir. | Open Subtitles | جلطة دموية تسد مجرى القصبة الهوائية |
| Damarlarını tıkar ve seni şişmanlatır. | Open Subtitles | أنها تسد الشرايين وتزيد الدهون |
| Tıkanan damarlarından kurşun parçalarını çıkardım, | Open Subtitles | لقد أفرغت شظايا الرصاصة وكانت تسد شريانه الاساسي |
| Evyeniz tıkandığında Güvenebileceğiniz bir yıldız var. | Open Subtitles | #عندما تسد حوضك، فهناك نجم واحد# |
| Inmemi engelliyorsun | Open Subtitles | أنت تسد الطريق |