| Bu iltifat sayılır ama o anlamda söylediğini sanmıyorum. | Open Subtitles | هذا يعتبر مديح نوعاً ما ولكن لا أظنك تعنين هذا المديح |
| Annem her zaman bir aşçı için "en iyi iltifat boş bir tabaktır" derdi. | Open Subtitles | كانت أمي تقول إن الأفضل مديح لطهي المرأة هو الطبق الفارغ |
| Bunu iltifat sayabilirsin. Hikâyelerin çok gerçekçi. | Open Subtitles | اعتبر هذا مديح يا صديقى كقصتك تبدو حقيقية جدا |
| Ve Gibson Praise'in DNA'sıyla da tamamen uyuşuyor. | Open Subtitles | الذي يجاري بالضبط دي إن أي ذلك وجد في مديح جيبسن. |
| Sanırım bu bir iltifattı. | Open Subtitles | اعتقد بأن هذا مديح منك |
| övgü için tesekkür ederiz, ama baska tanidik sanatçi birini alin. | Open Subtitles | شكراً على المديح، لكنه مديح من فنان لآخر |
| Çoğunlukla bunu bir kompliman olarak alırım. | Open Subtitles | فى معظم الاوقات اعتبر هذا مديح |
| Evet ama olay, senin anlamlı ve samimi bir anma konuşması yapman, pervasız bir oduncunun uydurdukları değil. | Open Subtitles | صحيح، ولكن القصّة تحتاج أن تكون لديكِ مديح صادق و بليِغ، لا أيً شخص لا يتفق مع بقيّة المُجتمع لتحقيق حُلمه. |
| Hastalarımın kızlarına beni önermesi benim için bir iltifat. | Open Subtitles | إنّه مديح عالي عندما تحيل مريضاتي بناتهن إلينا. |
| Sanırım arada bir yerde iltifat ettin. | Open Subtitles | أعتقد أن هنالك مديح بين كلامك في مكان ما |
| Bir insana zarar vermeyi düşünürsem o zaman onlara iltifat edeceğim. | Open Subtitles | حسنا لو اذا كنت أفكر بايذاء شص ثم أتعلم ساعطيه فقط مديح |
| Cinsel taciz falan yok, iltifat ediyorum sadece. - Bunu yapmaya izin var. - Öyle. | Open Subtitles | هذا لا يعد تحرش جنسي؛ ولكنه مجرد مديح لشخص يسحقه |
| Bunu iltifat etmek için söyledim. Buna bayılırım. | Open Subtitles | لا لا لا اعني انه مديح لك احب هذا |
| -Bunu nasıl değerlendireceğimi bilmiyorum. -Bu bir iltifat. | Open Subtitles | لست متأكّداً, كيف افسر هذا إنه مديح |
| Axl ile benim benzediğimizi düşünüyorsan bunu iltifat olarak alacağım çünkü oğlumu seviyorum ve onun bir çok harika özelliği var. | Open Subtitles | لو كنت تظن أني و(أكسل) متشابهين سوف آخذ ذلك على أنه مديح لأني أحب إبني وهو عنده الكثير من الصفات الرائعة |
| Artık hiç kimse benden iltifat beklemesin. | Open Subtitles | ولن يكون هناك مديح لأي شخص منكم |
| Gibson Praise'ın bu virüse yakalandığını mı söylüyorsun? | Open Subtitles | أنت تقول الذي مديح جيبسن هل يصيب بالفيروس؟ لا. |
| Mulder'ı bulmak için Gibson Praise'i bulmamız gerekebilir. | Open Subtitles | لذا لربّما لإيجاد مولدر عندنا أولا للبحث عن مديح جيبسن. |
| Sanırım bu bir iltifattı. | Open Subtitles | أعتقد أن هذا مديح |
| - Hodgins o bir iltifattı. | Open Subtitles | هودجينس... هذا كان مديح. |
| Ama yıllar geçiyor, ve çalışmaların gerçek bir övgü almıyor. | Open Subtitles | مرت سنوات وسنوات، وعملك لم يحقق أيّ مديح حقيقي |
| Bunu bir kompliman olarak alıyorum. | Open Subtitles | سآخذ هذا على أنه مديح! |
| Uzun bir anma konuşması falan değil de. | Open Subtitles | قول مديح طويل أوأيشيءمنهذاالقبيل.. |
| Teşekkürler. Sizden bunu duymak büyük iltifattır. | Open Subtitles | اشكرك, انت من تقول هذا انه مديح هائل منك |
| Üzerime alıyorum. He türlü iltifatı alırım. | Open Subtitles | سأقبل مديحك سأقفبل اي مديح |