| Ancak şu aralar Şansım yaver gitti, ve tekrar lacilerimi giyebiliyorum. | Open Subtitles | لكن قد حالفني الحظ مؤخراً وعدت إلى العمل |
| Ancak şu aralar Şansım yaver gitti, ve tekrar lacilerimi giyebiliyorum. | Open Subtitles | لكن قد حالفني الحظ مؤخراً وعدت إلى العمل |
| Morg elemanlarından oluşan bir ağ oluştursam anca Şansım yaver gidebilir. | Open Subtitles | إذا استطعت جعل العاملين في المشرحة يراقبون الوضع ربما يحالفني الحظ |
| On yıl önce Şansım yaver giymişti ve Sovyetler Birliği'nden kaçabilmiştim. | Open Subtitles | منذ عشر سنوات، كنت محظوظًا بما يكفي للخروج من الاتحاد السوفييتي. |
| Şansım yaver giderse, gelecek Başkanınla bir ilişkim olsun istiyorum. | Open Subtitles | وبعد ذلك، لو كنت محظوظا علاقة وطيدة مع رئيسكم القادم |
| Şansım yaver giderse belki beni BMW'leri kurulamaya terfi ettirirler. | Open Subtitles | ربما إن كنت محظوظ سوف يرقوني لقيادة البي أم دبليو. |
| Şansım yaver giderse yeni şefinizim. | Open Subtitles | امل ان اكون طاهيتك الجديدة ان كنت محظوظة |
| Son zamanlarda Şansım yaver gitmişti... çoğunlukla ufak tefek şeyler... | Open Subtitles | لقد صادفني بعض الحظ مؤخراً أشياء صغيرة غالباً سرقة محلات .. |
| Evet. Ayrıca seninle Şansım yaver gitmezse, hemen bir çiftçi kızı bulabilirim. | Open Subtitles | وإن لم أكن محظوظا معكِ ، يتوجب علينا الركض نحو إبنة المزارع |
| Ama benim için bir Kraliçe olarak bir defa Şansım yaver gitti. | Open Subtitles | لكن بالنسبه لي .. كـملكه كنت محظوظه عندما حصلت عليه مرةً |
| Şansım yaver gitti. | Open Subtitles | لقد حالفني الحظ .. فالمرأة التي كانت تتولى .. بيع الملكيات في الحيّ |
| Yaptığım birkaç çalışmada Şansım yaver gitti. | Open Subtitles | حالفني الحظ في دراستين أقوم بهما |
| Sanırım, Şansım yaver gitti. | Open Subtitles | أعتقدُ أنه قد حالفني الحظ للتو. |
| - Belki Şansım yaver gider, şu barmenle bir kavgaya tutuşuruz. | Open Subtitles | ربما قد يحالفني الحظ حيث سأتشاجر مع ذلك الساقي كلا، ليس هذه المرة |
| Avukatla Şansım yaver gitmedi. Davacı hakkında bilgi yok. | Open Subtitles | لم يحالفني الحظ مع المدعي العام، لم أجد معلومات عن الإدعاء |
| Dediğim gibi, peşime birini takmıştı eğer Şansım yaver gitmeseydi bugün gazetelerin manşetlerinde olurdum. | Open Subtitles | وكما قلت، كلّف أحدهم بأن يتبعني ولو لم يحالفني الحظ كانت لتحتل صوري الصفحات الأولى في عدد اليوم |
| Şansım yaver gitti. Üslerim yoğun çabalarımı karşılıksız koymadı. | Open Subtitles | كنت محظوظًا بأن رؤسائي,قدروا العملي الشاق |
| Benim Şansım yaver gitti. Telefon numarasını verdi. | Open Subtitles | كنت محظوظا, فلقد أعطتني رقم هاتفها |
| Eğer Şansım yaver giderse, harika. | Open Subtitles | لذلك إن كنت محظوظ فهذا عظيم |
| İznin olmadan Cadmus hakkında yazdığım ilk blogda Şansım yaver gitti. | Open Subtitles | كنت محظوظة عندما نشرت أول مدونة لي على "كادموس" دون إذنك |
| Gerçekten, sadece Şansım yaver gitmiyordu. | Open Subtitles | حقاً كُنت سأفعل, لقد كنت أواجه بعض الحظ العسر |
| Aziz Patrick gününde Şansım yaver gitti ama yarı yarıya uyuyordu. | Open Subtitles | لم أكن محظوظا , مُنذ عيد القديسين .. فقد كانت نصف نائمة |
| Belki Şansım yaver gider ve Danny kalp krizi falan geçirir. | Open Subtitles | ربما أنا أصبحُ محظوظه و داني "سيكون عنده أزمه قلبيه" ويحتل ذلك أو أيا كان |
| - Şansım yaver gitti. | Open Subtitles | كنتُ محظوظاً |
| Kendi performansımdan memnun değildim çünkü biliyordum ki Şansım yaver gitmişti. | TED | شعرت بخيبة أمل بسبب أدائي، لأنني كنت أعرف أن الحظ كان حليفي بشكل كبير. |
| Şansım yaver gitti sadece. | Open Subtitles | حالفني الحظّ فحسب. |