| Amerika tüm bunları düzeltmek için bir 50 yıl daha bekleyemez. | TED | أمريكا لا تستطيع الانتظار 50 سنة أخرى حتّى تصلح الوضع. |
| İngiltere bile sonsuza kadar bekleyemez. | Open Subtitles | وحتى انكلترا لا يمكنها الانتظار الى الابد |
| Senin için daha bir saat önce markete gittim. bekleyemez mi? | Open Subtitles | لقد ذهبت للمتجر لأجلك قبل ساعة ألا يمكنك الإنتظار لوقت لاحق؟ |
| - O kadar uzun süre bekleyemez. - 40 saniye. | Open Subtitles | ـ لا يُمكنها الإنتظار طوال تلك الفترة ـ 40 ثانية |
| Hemen gelip sizinle görüşmem lazım. Yarına kadar bekleyemez. | Open Subtitles | . يجب أن أراك حالاً . لن ينتظر الأمر للغد |
| Tanrı aşkına, en azından ışıklar sönene kadar bekleyemez misin? | Open Subtitles | بالله عليك.الاتستطيع على الاقل ان تنتظر الى ان تنطفيء الاضواء؟ |
| Hayır, anlamıyorsun. Bu bekleyemez. Hemen yapılması gerekiyor. | Open Subtitles | لا ، أنت لا تفهم ، لايمكن تأجيل هذا ينبغي أن يتم الأمر الآن |
| Uh, şey...sabahı...şey sabaha kadar bekleyemez miyiz? | Open Subtitles | آه.. حسناً ألا أستطيع الأنتظار الى الصباح؟ |
| İncil'in okunması bitene kadar bekleyemez misin? | Open Subtitles | الا يمكنك الانتظار حتى اكمال قرأه الانجيل ؟ |
| Joe, sözünü ettiğin bu "taze bilgi" biraz bekleyemez mi? | Open Subtitles | جو , ماذا بشأن معلوماتك الساخنه تلك الا يمكنها الانتظار ؟ |
| Bu bekleyemez. Söylediklerinden daha fazlasını biliyor. | Open Subtitles | ولكن الأمر لا يحتمل الانتظار أكثر من هذا، إنه يعرف أكثر مما يقول |
| Çabuk hazırlan. Annem daha fazla bekleyemez. | Open Subtitles | استعدي بسرعة ، أمي لا تستطيع الانتظار أكثر من ذلك |
| İş bulmak yarını bekleyemez mi? | Open Subtitles | أوه، الوتد، لماذا لا يمكن الحصول على وظيفة الانتظار حتى الغد؟ |
| - O kadar uzun süre bekleyemez. - 40 saniye. | Open Subtitles | ـ لا يُمكنها الإنتظار طوال تلك الفترة ـ 40 ثانية |
| Saban yarıkları açıkta, tohumlar ekilmedi ve aç mideler bekleyemez. | Open Subtitles | الحقول الغائرة مفتوحة و البذور غير المزروعة و البطون لا يمكنها الإنتظار |
| -Yarım saat bekleyemez mi? -Hayır, bekleyemez. | Open Subtitles | ـ ألا يمكنه الإنتظار حتى نصف ساعة ـ لا ليس ممكنا |
| En azından uzaklaşana dek bekleyemez miydin? | Open Subtitles | ألم تستطع الإنتظار لحين إبتعادكم عن هنا؟ |
| Siz yeğenimle tanışıp, ameliyatın ona yardımcı olup olamayacağına karar verene kadar bu konu bekleyemez mi? | Open Subtitles | ألا يمكن لذلك أن ينتظر حتى تقابل إبنة أختى و تقرر إذا ما كانت عمليتك ستساعدها ؟ |
| Bu Pazartesi'ye kadar bekleyemez mi? | Open Subtitles | ألا يمكن للأمر أن ينتظر حتى يوم الاثنين؟ |
| - Otobüs tüm gün bekleyemez. | Open Subtitles | يجب أن تُسرعا ، لا يمكن للحافلة أن تنتظر طوال اليوم |
| Dostum mahkemeler kanıtları azizlerden bekleyemez. | Open Subtitles | .. صديقيالعزيز. لا يمكن لمحكمة أن تنتظر القديسين ليمدوها بالأدلة |
| Ofiste bir toplantıya katılmam lazım, bekleyemez mi? | Open Subtitles | علي الذهاب للمكتب حتى أحضر أجتماعً أيمكن تأجيل ذلك ؟ |
| bekleyemez mi? Çok acıktım. | Open Subtitles | الا يستطيع هذا الأنتظار فأنا أتضور جوعاً الان |
| Ben emekli olana kadar bekleyemez mi? | Open Subtitles | ألا يمكنك تأجيله إلى بعد تقاعدي؟ |
| Yani, kesinlikle yanında olacağım, ...ama şu anda bir şeyi halletmeliyim, - ve bekleyemez. | Open Subtitles | لكن الآن علي إنجاز أمر ما ولا يحتمل التأجيل أعرف |
| Tabii ama Bay Callahan bekleyemez mi? | Open Subtitles | بالطبع , لكن هل يستطيع السيد كالاهان انتظارنا |
| Üye olduğum Scooter klübünün Maine olana seyahatine kadar bekleyemez miyiz? | Open Subtitles | ألا يمكن لهذا أن يؤجل إلى مابعد الرحلة الخريفية لنادي السكوتر بطريق مايني؟ |