| Bir tanıdığım, beni bir hazır giyim mağazasının sahibiyle tanıştıracak. | Open Subtitles | رجل التقيته عرفني على رئيسة متجر ملابس جاهزة |
| Mitsukoshi mağazasının çatısındaki tilki tapınağı ki burayı küçük kızlar ve rock şarkıcılarınca istila edilmiş halde bulmuş. | Open Subtitles | معبد الثعلب فوق متجر ميتسكوشي والذي وجده وقد تم غزوه من قبل الفتيات الصغيرات و مغنين الروك |
| O şirin oyuncak mağazasının sahibisin sen. | Open Subtitles | أجل هذا صحيح.. أنت صاحب متجر ألعاب الأطفال الصغير |
| Tren istasyonunun yanındaki, kıyafet mağazasının bitişiğindeki sahte kimlik yapılan nargile dükkanının yanında. | Open Subtitles | إنّه بجانب محطة القطار ومتجر الملابس يقع بالقرب من متجر الأجراس حيث يطبعون الهويات المزيفة |
| Evet Sheldon, bütün sabahım bununla geçti ama video mağazasının sahibini buldum. | Open Subtitles | حسنا, شيلدون, أستغرق مني الصباح كله لكنِ وجدت مالك متجر الفيديو |
| Nehrin oraya gidiyordum ve ikinci el mağazasının vitrininde dikiş makinası ve bowling topunun arasında bu yaramazları beklerken görünce kendimi nasıl şımartırım diye düşündüm. | Open Subtitles | كنت سأذهب لأجلس بجوار النهر وأفكر في كيف أكافيء نفسي عندما رأيت تلك الشقية في نافذة متجر الأغراض المستعملة |
| Psikologlar, Timothy Wilson ve Richard Nisbett, Ann Arbor, Michigan'da, semtteki ikinci el mağazasının önüne bir masa koyar | TED | قام الأخصائيّان النفسيّان تيموثي ويلسن وريتشارد نيزبت بوضع طاولة للعب الورق خارج فرع متجر ماير الاقتصادي الخاص بهم في آن آربر في ولاية ميشغان. |
| Özellikle "Dahlia" mağazasının burada kalması için ufak bir bedel bu. | Open Subtitles | ذلك إهتمام صغير لكي يبقوا هنا "خصوصاً متجر "داليا |
| Birtakım polisler Jordan Marsh mağazasının önünde üstüme çullandılar ve üzerimde cetvel buldular. | Open Subtitles | بعض رجال الشرطة طرحوني أرضاً ... "خارج متجر "جوردان ... ووجدوا المسطرة معي |
| Spor malzemeleri mağazasının sahibi olan Harding de cinayet silahında neden parmak izi olduğunu açıkladı. | Open Subtitles | و " هاردينغ " الرجل الذي يعمل في متجر القطع لقد شرح لنا لماذا بصماته على سلاح الجريمة |
| Bir CIA üssünü elektronik mağazasının altına koymak akıllıca. | Open Subtitles | ذكي! وضع قاعدة الاستخبارات تحت متجر للإلكترونيات |
| Bir spor eşyası mağazasının müdürüyüm. | Open Subtitles | أنا مدير فى متجر السلع الرياضية |
| (Gülüşmeler) Yaptığı bir diğer şey ise uygulama mağazasının açılması fikrine öncülük etmesi. | TED | (ضحك) لكن الشيء الاخر الذي فعله انه ابرز فكرة متجر البرامج |
| - Hayır. Dün Carson mağazasının arkasında sizden bir bebek almıştım. | Open Subtitles | اشتريت منك دمية خلف متجر (كارسون) بالأمس |
| Elektrik mağazasının yukarısında oturuyor. | Open Subtitles | هي تعيش فوق متجر كهربائي |
| Piyano mağazasının birinde çalıyorum. | Open Subtitles | أنا أعزف في متجر البيانو |
| Bu Charles Wyler'ın mağazasının önünde gördüğümüz kamyonlardan. | Open Subtitles | هذا نفس نوع الشاحنات التي رأيناها خارج متجر (تشارلز ويلر). |
| Ben LOEL mağazasının patronuyum ve sen gözde bir şarkıcı... | Open Subtitles | انا رئيس متجر تسوق ... وأنت نجم مشهور |
| LOEL mağazasının içindeyim. | Open Subtitles | أنا داخل متجر لويل الآن |
| Miller'in mağazasının ordaki lastik izleriyle açık hava sinemasının çamurundaki lastik izleriyle uyuşuyor. | Open Subtitles | اثار الاطار في متجر (ميلرز) تتطابق مع التي وجدناها عند مواقف المسـرح |