| Bazı kusurlar kabul edilemez Mesela... bir papazın başka bir papazı sikmek istemesi. | Open Subtitles | و بَعضُ العُيوب ليسَت مَقبولَة، مِثل لِنَقُل قِسيساً يُريدُ مُجامَعَة آخَر |
| Mesela, Charles Van Doren, "Quiz Show Skandalı." | Open Subtitles | تَعلَمون، مِثل شارلز فان دورن و فَضيحَة بَرنامَج الأُحجيات |
| Sanki bu durum bir refleks gibi oldu, hani... dizine vurusun da bacağın kalkar ya. | Open Subtitles | تَعرِف، إنهُ مِثل واحِد مِن تِلكَ الانعكاسات التي تُراوِدُك عِندما يَنقُرونَ على رُكبَتِك و تَتَحَرَّك ساقُك |
| Böyle sorular sormalarının nedeni seks eğitmeni olmam. Ayrıca Tıpkı onlar gibi ben de ineğim. | TED | أنا أخصائية في الثقافة الجنسية، ولذلك يسألني أصدقائي مِثل هذه الأسئلة. كما أنني أيضاً مُحِبة للعِلم والدراسة مثلهما؛ |
| Sakızın falan yok mu? Ya da nane şekeri? | Open Subtitles | ألديكِ شيء، مثل العِلكة، أو مِثل النّعنع؟ |
| Her şeyi, hani, yapmanın doğru ve yanlış bir yolu var ya, biz de şey gibiyiz... | Open Subtitles | هُناك، مِثل، طريق صحيح وطريق خطأ لِفعل كُل شئ، ونحنُ مِثل.. |
| Söylesene neden böyle bir şey yaptı acaba? | Open Subtitles | لمَاذا ينَبغِي أن يَفعَل مِثل هَذا الشَيء؟ |
| Kolluk kuvvetlerinin arabaya el koyması gibi mi? - Evet. | Open Subtitles | أتقصد مِثل شُرطي يستعير سيارة ؟ |
| Pekala. Ama bovling salonundaki gibi bir olay daha olursa | Open Subtitles | حسناً ، حادث واحد فقط مِثل التي في صالة البولينغ |
| Mesela, yalnız olan bir tek sen değilsin. | Open Subtitles | مِثل أنك لست الوحيد هُنا الذي يشعر بالوحدة |
| Eğer çıkarırsak, şarkı söyleme gibi çaba gerektiren şeyler Mesela, dikişlerin kopmasına yol açabilir, bu da tedaviyi imkansız olabilir. | Open Subtitles | إذا أزلناها أي جُهد مِثل الغِناء. قَد يؤدي لتخريّب القطب و هذا قَد يَسبب ضرراً لآ يعوض للكلية. |
| İçinde değerli bilgiler olabilir, Mesela kardeşinin bagajdaki kan lekeleri gibi. | Open Subtitles | مِن المُمكن أن تحتوي على معلومات قيمة رُبما مِثل دم أخيك في صندوق السياره |
| Tuhaf bir şeyler var mıydı, Mesela garip davranıyorlar mıydı? | Open Subtitles | هل كان هنال شيءٌ غريبٌ يحدث مِثل أنّهم كانوا يتصرّفون بغرابة أو أيّ شيء؟ |
| Sanki her şey acayip hızlı oldu, ama... aynı zamanda acayip yavaş oldu. | Open Subtitles | لقد حَدَث مِثل.. أشعرُ أنه قد حَدَث بسرعة, ولكن حقاً أشعرُ أيضاً كأنه قد حَدَث ببطئ شديد |
| Sanki birisi beni bir yere doğru götürüyor. | Open Subtitles | مِثل.. أن شخصًا يُرشدني طوال الوقت إلى المسار |
| Tıpkı bir örümcek gibi devasah boyutta bir ağ örerler. | Open Subtitles | ، مِثل العناكب ينسج الرجال شبكة عِملاقة |
| Tüm bunlardan sonra sahte olana Tıpkı krala benzeyen tahta oturmuş o adama ne olacak? | Open Subtitles | مالذي سيحدثُ للمزيف بعد كُل هذا؟ ذاك الرجُل الذي يبدو بِالضبط مِثل الملك... ويجلسُ على كُرسيه |
| Pantolon değil adeta çuval. Jay Leno falan gibi gözüküyor. Kiliseye gidiyor sanırım. | Open Subtitles | منطاله مِثل المظلّة يبدو وكأنّه ذاهبٌ إلى الكنيسة |
| Zehir falan alıp, muhtemelen kendilerini öldürürler. | Open Subtitles | لربما سيتناولون, مِثل... سُماً, ليحاولوا الانتحار. |
| Aylardır Sid ve Nancy gibiyiz. | Open Subtitles | أعني لقد كنا مِثل ( سيد ) و ( نانسي ) لشهورٍ الآن. |
| Köpekbalıkları gibiyiz. | Open Subtitles | نحنُ مِثل أسماكِ القرش |
| Doktoruna güvenirim ve dediğine göre böyle bir ur ancak zehirlenme vakasıyla ilgili olabilirmiş. | Open Subtitles | أطِبائهَا، الذِين أثِق بهِم تمَاماً أخبرَونِي بِأن مِثل ذلِك النِمو كَان مَلائِم مَع ألأدِلَه لِلتسَمم |
| Truva atı gibi mi? | Open Subtitles | مِثل فرس طروادة ؟ |
| Örneğin bir kentin su sistemine şarbon bulaştırmanın yolları gibi bir bilgiyi. | Open Subtitles | = مِثل كيف يُمكِنُك أن تُطلِق "أنثاريكس مرض معدي" لمُزوِد ماء للمدينة، |